Varis, toplumda sık görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik bir venöz hastalıktır. Alt ekstremitelerdeki yüzeyel venlerin anormal şekilde genişlemesi, kıvrımlaşması ve kapak yetersizliği sonucu gelişen varisler, kozmetik sorunların ötesinde ağrı, şişlik, cilt değişiklikleri ve ülserasyon gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Günümüzde varis tedavisinde minimal invaziv endovenöz tedaviler ön plana çıkmıştır ve hastalar ameliyat riski olmadan, günlük yaşamlarına hızla dönebilmektedir.
Varisin Anatomisi ve Patofizyolojisi
Alt ekstremite venöz sistemi, derin venler, yüzeyel venler ve bunları birbirine bağlayan perforan venlerden oluşur. Yüzeyel sistem, vena safena magna (VSM) ve vena safena parva'yı (VSP) içerir. VSM, ayak bileğinden başlayarak bacağın iç yüzü boyunca ilerler ve kasıkta derin femoral vene dökülür. VSP, baldırın arka yüzünde seyreder ve popliteal vene açılır.
Venöz kapaklar, kanın kalbe doğru tek yönlü akışını sağlar ve yer çekimine karşı geri kaçışı önler. Kapak yetersizliği geliştiğinde (valvüler inkompetans), kan geri kaçar (reflü) ve venöz basınç artar. Kronik venöz hipertansiyon, ven duvarının genişlemesine, kapakların daha fazla bozulmasına ve kısır döngünün ilerlemesine yol açar. Sonuçta varisler, telenjiektaziler (örümcek ağı damarları) ve venöz ülserler gelişir.
Risk Faktörleri ve Epidemiyoloji
Varis hastalığı, erişkin popülasyonun yaklaşık %25-30'unu etkiler. Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülür. Yaş ilerledikçe prevalans artar. Genetik yatkınlık önemli bir faktördür; birinci derece akrabalarında varis öyküsü olanlarda risk yüksektir. Hamilelik, hem hormonal değişiklikler hem de uterusun venöz dönüşü engellemesi nedeniyle varise yol açar veya mevcut varisleri ağırlaştırır.
Uzun süre ayakta kalma veya oturma gerektiren meslekler (öğretmenlik, kuaförlük, masa başı işler), obezite, derin ven trombozu öyküsü ve travma diğer risk faktörleridir. Sedanter yaşam tarzı, baldır kas pompasının yetersiz çalışmasına neden olarak venöz stazı artırır. Kıyafet seçimi (sıkı kemer, dar çorap) nadiren katkıda bulunabilir.
Klinik Prezentasyon ve CEAP Sınıflaması
Varis semptomları değişkendir. Erken evrelerde kozmetik şikayetler ön plandadır. Hastalar bacaklarında görünür mavi-mor kıvrımlı damarlardan rahatsız olur. İlerleyen evrelerde ağrı, yanma, ağırlık hissi, kaşıntı, kramplar ve şişlik ortaya çıkar. Semptomlar genellikle gün sonunda, uzun süre ayakta kaldıktan sonra artar ve bacak elevasyonu veya yürüme ile azalır.
CEAP sınıflaması, kronik venöz hastalığın standardize değerlendirmesinde kullanılır. C0: görünür veya palpabl venöz hastalık yok. C1: telenjiektazi veya retiküler venler. C2: varisli venler. C3: ödem. C4a: pigmentasyon veya ekzema. C4b: lipodermatoskleroz veya beyaz atrofi. C5: iyileşmiş venöz ülser. C6: aktif venöz ülser. C4-C6 evreleri, venöz yetersizliğin ciddi komplikasyonlarını temsil eder ve tedavi önceliği gerektirir.
Tanısal Değerlendirme
Varis tanısı genellikle fizik muayene ile konur. Ayakta yapılan inspeksiyonda varisler görülür. Trendelenburg testi, safenofemoral ve safenopopliteal bileşke yetmezliğini kaba olarak değerlendirir. Ancak modern pratikte venöz Doppler ultrasonografi (duplex USG), hem anatomik hem de fonksiyonel değerlendirme için altın standarttır.
Duplex USG ile yüzeyel ve derin ven açıklığı, reflü varlığı ve süresi, ven çapları ve anatomik varyasyonlar değerlendirilir. Reflü, 500 ms'nin üzerinde retrograd akım olarak tanımlanır. Safenofemoral junction (SFJ) ve safenopopliteal junction (SPJ) inkompetansı, büyük safenöz sistem yetmezliğinin en sık nedenidir. Perforan ven inkompetansı da araştırılmalıdır.
Konservatif Tedavi Yaklaşımları
Tüm varis hastalarına konservatif önlemler önerilir. Kompresyon tedavisi, venöz hipertansiyonu azaltarak semptomları hafifletir ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Diz altı veya uyluk boyu kompresyon çorapları (20-30 mmHg veya 30-40 mmHg) reçete edilir. Çoraplar sabah kalkmadan giyilmeli ve gece çıkarılmalıdır.
Yaşam tarzı değişiklikleri önemlidir. Uzun süre hareketsiz ayakta durma veya oturmaktan kaçınılmalıdır. Düzenli yürüyüş, yüzme gibi aktiviteler baldır kas pompasını güçlendirir. Kilo kontrolü, venöz basıncı azaltır. Bacakları yükseltmek (kalp seviyesinin üzerine), venöz dönüşü kolaylaştırır. Flavonoid içeren venotoniK ilaçlar (diosmin, hesperidin), semptomatik rahatlama sağlayabilir.
Endovenöz Termal Ablasyon
Endovenöz lazer ablasyon (EVLA) ve radyofrekans ablasyon (RFA), varikoz venlerin minimal invaziv tedavisinde devrim yaratmıştır. Bu yöntemler, yetmezlik gösteren safenöz ven gövdesinin termal enerji ile oklüzyonunu sağlar. Klasik cerrahi stripping'e göre daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve benzer uzun dönem başarı oranları sunar.
EVLA'da lazer fiber, ultrason rehberliğinde varikoz ven içine yerleştirilir. Tumescent anestezi (serum fizyolojik + lokal anestezik) ven çevresine enjekte edilir. Bu, termal hasardan çevre dokuları korur ve analjezi sağlar. Lazer enerjisi (810, 940, 1470 nm dalga boyları) ven duvarını ısıtarak koagülasyon ve oklüzyon oluşturur. Fiber yavaşça geri çekilirken tüm ven segmenti tedavi edilir.
RFA'da kateter (ClosureFAST), segmental ısıtma ile ven duvarını büzer ve kapatır. 120°C'ye kadar ısınma kontrollü olarak uygulanır. Her 7 cm'lik segmente 20 saniyelik enerji verilir. EVLA ve RFA karşılaştırıldığında, RFA'da postoperatif ağrı ve ekimoz daha az olabilir; EVLA'da dalga boyu seçimi sonuçları etkiler.
Non-termal Ablasyon Yöntemleri
Tumescent anestezi gerektirmeyen non-termal ablasyon yöntemleri son yıllarda geliştirilmiştir. Siyanoakrilat yapıştırıcı (VenaSeal), ven lümenine enjekte edilerek mekanik oklüzyon sağlar. Tumescent anesteziye gerek yoktur, lokal anestezi yeterlidir. Kompresyon çorabı ihtiyacı azalır. Allerji riski nedeniyle dikkatli hasta seçimi gerekir.
Mekanokimyasal ablasyon (MOCA, ClariVein), dönen tel ucu ile mekanik hasar ve eş zamanlı sklerozan ajan enjeksiyonu kombinasyonunu kullanır. Termal hasar olmadığından sinir yaralanması riski minimumdur. Polidokanol veya sodyum tetradesil sülfat sklerozan ajanlar olarak kullanılır.
Skleroterapi
Skleroterapi, sklerozan ajanın damar içine enjekte edilerek endotel hasarı ve fibrozis oluşturmasıdır. Telenjiektaziler, retiküler venler ve küçük varisler için birincil tedavi olarak kullanılır. Büyük safenöz venlerin tedavisinde köpük skleroterapi (ultrason rehberli) alternatif olabilir.
Köpük skleroterapi, sklerozan ajanın hava veya CO2 ile karıştırılarak köpük haline getirilmesidir. Köpük, sıvıya göre daha güçlü endotel teması sağlar ve daha az konsantrasyon gerektirir. Büyük venlerde kullanılabilir ancak derin ven trombozu, görme bozuklukları ve cilt nekrozu riskleri mevcuttur.
Cerrahi Tedavi
Geleneksel cerrahi stripping, safenöz venin ligasyon ve ekstraksiyonunu içerir. Yüksek ligasyon (safenofemoral/safenopopliteal junction'da), stripping (ven gövdesinin çıkarılması) ve flebektomiler (varis paketlerinin mini-insizyonlarla çıkarılması) kombine edilir. Günümüzde endovenöz yöntemler tercih edilmekle birlikte, bazı durumlarda (çok geniş safenöz ven, anevrizmatik dilatasyonlar) cerrahi hala endike olabilir.
Ambulatuvar flebektomi (mikroflebektomi), varis paketlerinin 2-3 mm'lik insizyonlardan kanca ile çıkarılmasıdır. Endovenöz ablasyonla birlikte veya tek başına uygulanabilir. Minimal skar bırakır ve lokal anestezi ile yapılabilir. Transillümine güçlendirilmiş flebektomi (TIPP), rezidü varis dokusunun visualizasyonunu kolaylaştırır.
Komplikasyonlar ve Sonuçlar
Endovenöz ablasyon komplikasyonları nadirdir. Ekimoz, hassasiyet ve geçici parestezi en sık görülenlerdir. Derin ven trombozu riski %1'in altındadır; antikoagülasyon ve erken mobilizasyon önerilir. Cilt yanıkları, tumescent anestezinin yetersiz uygulanmasıyla ilişkilidir. Rekanalizasyon ve rekürens, uzun dönemde görülebilir.
Endovenöz ablasyonun 5 yıllık oklüzyon oranları %90-95 civarındadır. Klinik başarı (semptom rahatlaması, CEAP düzelmesi) oranları daha yüksektir. Yaşam kalitesi skorları belirgin şekilde iyileşir. Kozmetik sonuçlar cerrahiye göre üstündür. Rekürens genellikle tedavi edilmemiş dallardan veya neovaskülarizasyondan kaynaklanır.
Koru Kalp Merkezi'nde Varis Tedavisi
Merkezimiz, varis hastalığının tanı ve tedavisinde kapsamlı hizmet sunmaktadır. Modern duplex ultrasonografi ile detaylı venöz haritalama yapılmakta, her hasta için bireyselleştirilmiş tedavi planı oluşturulmaktadır. Endovenöz lazer ablasyon, radyofrekans ablasyon, skleroterapi ve mikroflebektomi işlemleri deneyimli ekibimiz tarafından başarıyla uygulanmaktadır.
Bacaklarında varis, ağrı, şişlik veya kozmetik şikayetleri olan hastalar değerlendirme için merkezimize başvurabilirler. Minimal invaziv tedaviler sayesinde hastalar aynı gün eve dönmekte ve kısa sürede normal aktivitelerine devam etmektedir. Erken tedavi, komplikasyonların önlenmesinde kritik öneme sahiptir.
Sonuç
Varis hastalığı, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir venöz patolojidir. Günümüzde minimal invaziv endovenöz tedaviler, klasik cerrahinin yerini büyük ölçüde almıştır. Endovenöz lazer ve radyofrekans ablasyon, yüksek başarı oranları, düşük komplikasyon riski ve hızlı iyileşme süresi sunar. Erken tanı ve uygun tedavi ile semptomlar kontrol altına alınabilir, ileri evre komplikasyonlar (ülser, tromboflebit) önlenebilir ve kozmetik sonuçlar optimize edilebilir.